İçeriğe geç

Tambur çalmak günah mı ?

Tambur Çalmak Günah mı?

İzmir’in bir köşesinde, sabahın köründe güne başlamış, kahvemiz elimize, belki biraz uykusuz gözlerle işe gitmek üzereyiz. İster kabul edelim, ister etmeyelim, hayatta bir noktada sorular sorarız. Ama bazen, öyle derin sorular gelir ki… Mesela bir gün, “Tambur çalmak günah mı?” diye bir soru kafamızın içinde yankı yapar.

Hayır, ciddi olalım! Gerçekten, tambur çalmak günah mı? İzmir’de, sahilde güneşin batışı izlenirken, aniden bu soruya mı takıldım? Belki de içimdeki felsefi düşünür ortaya çıktı; kim bilir? Ama bir an düşünmedim de değil, ya bir şeyler yanlış yapıyorsam? Kafada bu tür derin sorgulamalarla takılmak da, sonuçta insanın hayatına renk katıyor.

Tambur, Herkesin Çaldığı Bir Alet Değil

Şimdi, öncelikle şunu belirtmem lazım; tambur öyle herkesin çaldığı bir alet değil. Bunu çalan insanlar, genellikle ya bir kafe sahnesinde, ya da bir halk konserinde en son ne zaman “çok doğru” ve “huzurlu” bir şeyler yaptıysa, o an akıllarına gelir. Ama şimdi bir de bu işin dini boyutu var. Yani, bir tamburun Allah’a saygısızlık yapması mümkün mü? Hani o taş plakları çalan insanlar… Acaba biz onları görünce bir kenara çekilip “Eee, bu kadar müzik yapmaya ne gerek vardı?” diyecek miyiz?

Bunu düşünürken, birden kendi iç sesim devreye giriyor:

İç ses: “Evet, tam da böyle düşünüyor musun? Peki, ya tambur çalmanın huzur veren bir yönü varsa?”

Evet, belki de bu tür bir müzik yapmak ruhu dinlendiriyor. Ama insanlar diyor ki: “Hayır, çünkü dinle bir ilgisi yok. Bu dünya için değil, öbür dünya için de bir yer edinmeli insan!”

İçimi karıştıran bir diğer soru, her türlü müzik aletinin bir yeri olup olmadığıydı. E, ne olacak şimdi? Kafamda binbir soru var.

Günah mı, Günah Değil mi?

Bir başka türlü, İzmirli düşünürümüz olarak, şunu kabullenmeliyim: İnsan her zaman kafasında yaratır. Günah mı, değil mi? Bunu netleştirmek çok zor. Ama ben şimdi düşünüyorum: Eğer tamburun sesinden kalp atışları ritm alıyorsa, ruhunda ne hissediyorsun? Belki de o nehir gibi akan melodilerde günah yoktur. Herkesin yorumu farklı. Ben de düşünürken bir an kendimi Sokrates gibi hissettim, sanki bir filozofmuşum gibi, insanlara “Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye soracaktım. Hadi ya, tambur çalmak günah mı? Sizin için?

Arkadaşım Ahmet: “İsmail, sence bu soruyu soracak kadar ciddi misin?”

Ben: “Bilmiyorum, Ahmet. İçimde bir tambur çalıyor.”

Gerçekten Günah Mı?

Daha sonra bir akşam arkadaşlarla buluştum. Soğuk bir akşamda, caddede yürürken konuyu tekrar açtım. Şimdi, İzmir’de ya da başka bir yerde, toplumsal bir norm olduğu zaman hemen herkes bir şekilde benzer şeyler düşünür. Çünkü evdeki büyükler, dini ve geleneksel öğretileri dayatır. Ama gerçekten, bir tambur çalmak günah mı? Herkes her günahı aynı şekilde mi kabul eder? O zaman bu kadar iç içe geçmiş düşüncelerle, bir yere varabilir miyim?

Dışarıdan bir bakışla, belki gerçekten bir tamburun insanın ruhuna zarar verdiği düşünülüyor olabilir. Ancak ben bu konuda farklı düşünüyorum. Düşüncelerimin iç sesini duyuyorum:

İç ses: “Yani, belki de insanlar çok fazla takılmıyor, ama… Ne kadar da derin bir düşünce!”

Günaha Girmeyen Bir Melodi: İzmir’de Hayatın Ritmi

Geldik bir başka noktaya: Müzik, ruhun dilidir. Tambur çalmak, insanın içini açabilir. Belki de herkesin anlatamadığı duygularını, o melodinin içinde bulmasıdır. Müzik, bazen çok derindir, bazen de sığdır. Öyle ya da böyle, hayatı bir şekilde anlamlandırmak da bu işin içinde. Örneğin, tam sabahın köründe okula gitmek üzere yürürken, birisi bir tambur çalıyor. O an insan bir soruya kendini bırakıyor: “Bu an gerçekten çok kıymetli mi, yoksa sadece zamanın tuhaf bir hediyesi mi?”

İzmir’in kıyılarında, belki de evde geçen hafta dinlediğimiz o eski şarkıları hatırlıyoruz. Eğer o an tambur çalsak, ne olurdu? Ama gerçekten de bir tamburun günaha girmediği bir dünyada, belki de melodinin kendisi bizi farklı bir noktaya taşıyordur.

Sonuç: Tambur ve Günah, Bir Arada Olmayan Kavramlar mı?

Sonuçta, “Tambur çalmak günah mı?” sorusuna cevabım şöyle: Günah değil, ama hepimizin içinde derin bir düşünce var. Kimi insanlar tamburun melodisinde ruhsal bir denge bulur, kimisi ise sadece “tombul parmaklarını” başka bir iş için kullanır. Bu soruyu kafanızda çok büyütmeyin. Sonuçta, müzik sadece bir araçtır. İçindeki hisler ne kadar saf, ne kadar derinse, o kadar değerlidir.

Ama şunu da unutmayın: Eğer soruyu gerçekten derinlemesine tartışmak isterseniz, bir arkadaşınızla (Ahmet’le mesela) bunu bir kafede konuşmak daha da anlamlı olabilir. Hem belki Ahmet, cevabı bizden daha net bir şekilde bulur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ankara escort
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet